11/8/2007 ·
|

Atatürk bir Bozkurt'tur.
Yedi Düvel Türk topraklarını dört bir taraftan işgal etmiş iken o, Türk Milletinin önüne düşmüş, yol göstermiş ve Anadoluda bir kurtuluş yürüyüşünü başlatmıştır.
Yıllar süren Kurtuluş Savaşının sonunda düşman mağlup edilmiş ve Türk Milleti yeniden bir vatan cografyasına sahip olmuştur.
Bozkurt Atatürk bu vatan cografyasında yeni bir devlet kurmuş ve adını Türkiye koymuştur.
O bir Türk milliyetçisidir.O BİR BOZKURTTUR !...
Atatürk'e hediye edilen Bozkurt heykeli.

|
Ağustos 1926 gecesi Türkiye'nin ''Bozkurt'' adlı yolcu gemisi, Fransız ''Lotus'' gemisi ile Ege Denizi'nde çarpışır. Bozkurt gemisi batar ve 8 Türk denizcisi boğularak ölür. Ertesi gün, İstanbul'a gelen Lotus gemisinin kaptanı tutuklanır ve Türk mahkemelerince 80 gün hapis cezasına çarptırılır. Lotus gemisinin kaptanının karşı çıkışları sonucu dava, Lahey Sürekli Adalet Divanı'na intikal eder. Lahey Sürekli Adalet Divanı, 7 Eylül 1927'de, Türkiye'nin hukuka aykırı davranmadığına karar verir. Bu kararla birlikte ''Geminin adı ve Türk milletinin milli simgesi, Türk özgürlük ve bağımsızlığının timsali olmasından ötürü'', Türk heyetine, Atatürk'e verilmek üzere tunçtan bir Bozkurt heykeli armağan edilir. Bu davadan dolayı, dönemin adalet bakanı Mahmut Esat'a, Atatürk tarafından Bozkurt soyadı verilmiştir.
|
Hatta küçük izcilere yavrukurt ismini bizzat kendisi taktı. Hakkında yazılan bazı kitaplarda kendisinden Bozkurt olarak bahsedildiğini biliyoruz...Bu belgelerden biri de aşağıda Ankara Ulus’ta bulunan Atatürk heykelinin kaidesindeki bozkurt başı dır.
Atatürk Zamanında basılan Bozkurt resimli para ve pullar.
Atatürk, kurduğu devletin Türk adı, Türk dili, Türk kültürü ile yaşamasını istemiştir. Bunun için Türk Milletinin sembolü olan Bozkurtu, Türk devletinin parasınave pullara bastırarak, Bozkurt adını her yerde kullanarak yeniden Türk kültürüne yerleşmesine öncülük etmiştir.




|
Yorum (3)
11/8/2007 ·
TÜRK ÜLKÜSÜ
Dünya bir çarpisma alanidir. Yaratici kuvvet, dünyayi bir çarpisma düzeni içinde yaratmis, yaratilanlar çarpisma düzeni içinde yasayip bugüne erismislerdir. Bunun, neden, niçin böyle oldugu hakkindaki yüksek felsefi düsünceleri bir yana birakip gerçegi oldugu gibi kabul edersek, çarpismaya hazir bulunmanin en hayati prensip oldugu sonucuna kendiliginden variriz.
Insanlar arasindaki çarpisma, birlesip düzene girmis topluluklar arasinda oluyor. Bu topluluklara millet diyoruz. Milletler, binlerce yildan beri var. Amansiz bogusmalarda bazilari ortadan kalkmis, bazilari sonradan kurulmus, fakat milletler her zaman var olmus, her zaman birbiriyle savasmistir.
Savasmak, yasamak için gereklidir. Çünkü, milli çikarlarin çatistigi davalari bitirmek için, savastan baska çare bulunamamistir. Milletleri savasa hazir bulunduran iki vasita vardir. Biri maddidir, buna "teknik" diyoruz. Biri ruhidir, "ülkü" adini veriyoruz.
Uzun tarih göstermistir ki, esit maddi kuvvetler arasindaki çarpismayi ruhi yönden üstün olan kazanir. Ruhi kuvvet, teknik kuvveti yaratabilir. Ruhi kuvvetten yoksunluk ise, maddi güç ne kadar büyük olursa olsun bozgun demektir.
Ruhi kuvvet nedir?
Milli üstünlük inanci, büyümek istegi, yani milli ülküdür. Milli ülküler, topluluklarin yaratici kuvvetidir. Bütün yaratici güçler gibi de, aykiriliklari yok etmek özelligine maliktir. Türk yaratici gücü, yani Türk ülküsü, yüzyillardan beri prensip haline gelmis, ugrunda çarpisilmis, birkaç kere gerçeklesmis bir düsüncedir. Ona hayal diyenler, hayal içinde gevseyip tembellesmis olanlardir. Dedikleri gibi hayal olsaydi, hiç gerçeklesir miydi?
Bununla beraber yirminci yüzyil bir mucizeler zamani olmus, olmaz sanilanlar mümkün kilinmistir. Bu bakimdan da Türk ülküsünün gerçeklesmesini ummak, insanlar için, haktir.Türk ülküsü, Türk büyüklügü ve Türk kudreti istegi ve inancidir. Inancin ne büyük ruhi amil oldugunu anlatmaya lüzum yok. Imanla, ümitsiz hastalar bile iyilesiyor
Bir ülkünün çerçevesinde toplanmak ve onun için ölümü bile göze alarak savasmak ne güzel seydir! Insanlar ancak ülkü ile hayvanlardan ayrilabiliyorlar. Milli bir ülkü olmadiktan sonra, insanin hayvandan ne farki kalir? Hayvan, ölümden ve izdiraptan kaçar, kuvvetliden korkar.
Ölümden korkmayan, izdiraptan kaçmayan, kuvvetli ile savasi göze alan yaratik, ancak ülkücü insandir.
Bir zamanlar, dinler, insanlari hayvan olmaktan kurtarmak için çalisti, onlara Tanri'dan ögütler verdi. Bugünkü ülküler tamamiyla millidir. Dini inanci da içine almis olan milli ülkü, insanlari sürükleyen, güçlendiren ve asillestiren bu duygu ve düsüncedir.
Bugünkü kaba maddecilik arasinda, Türk ülküsü sararmis, biraz küllenmis gibi görünüyor. Maddecilik hastaligi geçtigi zaman, o, yine parlayacaktir. Onun için Türk ülküsüne sarilmaya mecburuz. Bütün Dogu milletlerini yendigi halde, yalniz Türklerle basa çakamayan Bati'nin içine sinmis düsmanligi ve hinci karsisinda, bizim silahimiz, Türk ülküsüdür
Arab'i, Acem'i, Hind'i, Çin'i yenilirken, tek basina Avrupa'ya dalan ve yüzyillarca tek basina bütün Avrupa milletlerine karsi Tanrinin adinin savunan Asya arslanlari, zaman zaman gaflet uykusuna dalmislar, fakat sonra siçrayip sahlanmislardir.
Bu seferki dalginlik biraz tehlikeli gibi görünüyor. Çünkü, içinde yabanciya hayranlik unsuru var. Tehlikeler nereden gelirse gelsin, ne kadar büyük olursa olsun, tek çare ve tek ilaci "Türk ülküsüdür".
Bir sair:
Bu toprak için, Bu bayrak için, Ölelim.. Fakat bilelim.
Diyor. Güzel bir düsünce. Türk ülküsünün yoluna girdigimiz gün, bu siiri biraz degistirerek söyleyecegiz:
Bu toprak için, Bu bayrak için, Ölelim. Ne düsünelim, ne de bilelim!
10 Kasim 1955
Yorum (1)
11/8/2007 ·
Bozkurt nedir?
Bozkurt Türk milletinin sembolüdür. Birbirini takip etmis olan Türk nesillerinin ortak malı olan millî destan parçalarimizda, Türklere yol göstericilik yapan, Türkleri zaferlere götüren bir sembol...
Artik Bozkurt bir güç, orduya yol gösteren bir kılavuz, darda kalanlarin yardimina kosan bir Hizir, Hakan'a ve orduya ihtiyat, ihtimam ve temkin dersi veren bir hoca sembolüdür... Oğuz Han'la ve ordusu ile beraber savasan, orduya moral veren ve onu zaferden zafere kosturan bir faktördür. Savasçiligin, cesaretin, bir sembolüdür. O kurt olmaktan ziyade, kurda benzetilen bir kurtarici ve bir kahramandir. Bilgin ve akıllı bir Hakan'dır.
Neden Bozkurt?
Bu sualin cevabı herhalde Bozkurt’a ait özelliklerin, Türk’lerde bulunan özelliklerle örtüşmesi olabilir diye düşünülmektedir. Cesareti, esarete tahammül edemeyişi, kıvraklığı,tek eşli oluşu, Aile düzenine sadakati v.b gibi özellikler onun, atalarımız tarafından sembol seçilme nedenleridir. Her milletin tarihinde destanlar önemli yer tutar. Bilindiği gibi halk hikayeleri ve menkıbeler ağızdan ağıza söylenerek, nesilden nesile geçiyordu. Zamanla bu hikayeler yazıya dökülerek en sonunda zamanımıza kadar ulaşan destanları meydana getirdiler. Bu destanlar da Bozkurt’un çok önemli yeri vardı. Íngilizler için Aslan, Ruslar için ayı, Fransızlar için horoz, Íranlilar için Pars, yahut kaplan, Japonlar için ejder ne ise, Türkler için de Bozkurt odur
Bozkurt Destanı
''...Türkler'in ilk ataları Batı Denizi'nin batı kıyısında otururlardı. Türkler, Lin adlı bir ülkenin ordularınca yenilgiye uğratıldılar. Düşman çerileri bütün Türkleri erkek-kadın, küçük-büyük demeden öldürdüler. Bu büyük ve acımasız kıyımdan yalnızca 10 yaşlarında bulunan bir oğlan sağ kaldı geriye. Düşman askerleri bu çocuğu da buldular ama onu öldürmediler; bu yaşayan son Türk'ü acılar içinde can versin diye, kollarını ve bacaklarını keserek bir bataklığa attılar. Düşman hükümdarı, çeri (asker) lerinin son bir Türk'ü sağ olarak bıraktığını öğrendi; hemen buyruk verdi ki bu son Türk de öldürüle ve Türkler'in kökü tümüyle kazına... Düşman çerileri çocuğu bulmak için yola koyuldular. Fakat dişi bir Bozkurt çıktı ve çocuğu dişleriyle ensesinden kavrayarak kaçırdı; Altay dağlarında izi bulunmaz, ıssız ve her tarafı yüksek dağlarla çevrili bir mağaraya götürdü. Mağaranın içinde büyük bir ova vardı. Ova, baştan ayağa ot ve çayırlarla kaplıydı; dörtbir yanı sarp dağlarla çevrili idi. Bozkurt burada çocuğun yaralarını yalayıp tımar etti, iyileştirdi; onu sütüyle, avladığı hayvanların etiyle besledi, büyüttü. Sonunda çocuk büyüdü, ergenlik çağına girdi ve Bozkurt ile yaşayan son Türk eri evlendiler. Bu evlilikten 10 çocuk doğdu. Çocuklar büyüdüler; dışarıdan kızlarla evlenerek ürediler. Türkler çoğaldılar ve çevreye yayıldılar. Ordular kurup Lin ülkesine saldırdılar ve atalarının öcünü aldılar. Yeni bir devlet kurdular, dört bir yana yeniden egemen oldular. Ve Türk kaganları atalarının anısına hürmeten, otağlarının önünde hep kurt başlı bir sancak dalgalandırdılar...''
Bu efsaneden anlaşıldığına göre, Türkler'in ilk yurtları, Orta Asya'nın batısına yakın bir yerlerde idi. Türkler, Turfan'ın kuzey dağlarına daha sonra göçmüşlerdi.
Çin tarihlerinin de yazmış olduğu Bozkurt destanı, burada bitmektedir. Çinliler daha sonra nelerin olduğunu açık olarak yazmıyorlar. Bu efsanenin son bölümü, Ergenekon Destanı'dır. Ergenekon Destanı, Cengiz Han çağında moğollaştırılmıştır. Ancak bu efsanenin kökleri ve ana motifleri, açıkça Kök Türkler ile ilgilidir. Kök Türk Devleti, MS 6.yy.dan itibaren bir cihan imparatorluğu olmuş ve 200 yıl yaşamıştır. Böyle büyük ve güçlü bir devletin, ilkel Moğollar'dan bir efsane alıp kökenlerini ona dayandırması mümkün değildir. Ayrıca, Ergenekon Destanı'nın ana motiflerinden biri, Demirci'dir. Destanda demirci, dağda demir madeni bulur ve Türkler bu demir madenini eriterek Bozkurt'un önderliğinde Ergenekon'dan çıkarlar. Unutmamak gerekir ki, Göktürkler'in ataları da demirci idiler. Onlar en iyi çelikleri işler, başka devletlere silah olarak satarlardı. Göktürkler'in ataları, demir cevherleriyle dolu dağların eteklerinde türemişler, demirleri eriterek yeryüzüne çıkmışlardı. Sonradan kendilerinin de demirci olmaları bundan ileri gelmektedir. Oysa Moğollar, demirciliği bilmezlerdi. Cengiz Han zamanında Moğollar'ın yanına gelen bir Çin elçisi, o çağda bile Moğollar'ın ok uçlarını taştan yaptıklarını, demir işlemeyi bilmediklerini belirtir. Moğollar demir işlemeyi, Cengiz Han zamanında Uygur Türkleri'nden öğrenmişlerdir. Ayrıca Bozkurt, Türkler'in kutsal hayvanıdır. Moğollar'ın kutsal hayvanı köpektir.
Yorum (0)
8/7/2007 ·


Yorum (5)
8/7/2007 ·
Bahçeli Kayseri'deki mitingde,
gövde gösterisi yaptı:
Bahçeli bugün saat 16:00 da Kayseri'de partisinin düzenlediği mitingde adeta gövde gösterisi yaptı. 1999 seçimlerinde Kayseri'den buyuk fark yaparak çıkan Mhp bugün yine Kayseri Cumhuriyet meydanında seçmenlerine seslendi Kayseri Mhp teskilatının büyük çalışmalarla hazırladığı miting alanına yaklaşık üçyuzbin kişi katıldı Mhp lideri Devlet Bahçeli konuşmasında Abdullah Gül'e "çekil başbakanın yanından dedi,başbakanın Gül'u maşa olarak kullandığını idda etti cumhurbaşkanlığı ateş topunu elinde tutamadı sayın Gül'e attı dedi.
MHP lideri Devlet Bahçeli Kayseri'deki mitingte, yoksulluk, yolsuzluk ve işsizliği, çiftçilerin sorunlarını öne çıkarttı. Bahçeli’nin konuşmasında iki kere, barzanin ve talabanin yardımlarından umutlandığını söyledi "başbakan şimdi iki bastonla yuruyor biri barzani diğeri imralıdaki bastonu basbakan atesle oynamaktadır,
barzani akp yi istemektedir öyleyse neden?
Turkiye'yi bölmek isteyenler Akp diyor öyleyse neden?Türkiyeyi ABD nin stratejik planlarında taşaron olanlar Akp diyor öyleyse neden?
oferler borsa timsarları Akp diyor öyleyse neden?
güdümlü basın akp nin ardında öyleyse neden?"
"terörün böylesine azmasından sorumlu sensin davul zurna ile askere giden mehmetçiği sağ sağlim ailesine teslim etmek senin görevin ABD'nin değil ama sen bunları yapamıyorsun kandile operasyon yapamıyorsun papatya falına yatıyorsun girelimmi girmeyelimmi diye."
"ver orduya yetkiyi gerisine karışma ,korkma ,oyalama ,kaçma, Abd nin ağzına bakma terörun önünü açan yasaları kim çıkardı, başbakan
eski milletvekilleri affeden kim basbakan değilmi, bu başbakan Türkiye'yi 36 etnik parçaya ayırmadımı, bayrağımıza sahib çıkanları şoven olarak suçlamadımı vatan görevini küçümseyip askerlik yan gelip yatmak yeri değil diyen başbakan değilmi Şehide kelle ailesine kelepçe, askere mayın öylemi, başbakan sen bu kafa ile niyetlensen bile terorle mucadele edemezsin çünki sen millet nedir bilmiyorsun sen türk milletini tanımıyorsun milletim diyemiyorsun ...
Türk diyemiyorsun
Türk milleti diyemiyorsun
ne mutlu türküm diyemiyorsun
niye gocunuyorsun asil olan milletimiz senide, seni de bağrına basar ne korkuyorsun bir kerede olsa ne mutlu türküm de" dedi
“AKP’yi destekleyen işadamları, bir kısım medya duysun: AKP’yi nereye kadar desteklerseniz destekleyin, ama Türkiye’yi krize sürüklemeye hakkınız yok” diyen Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni Cumhurbaşkanını, 21 Ekim referandumunu beklemeden, 22 Temmuz’dan sonra TBMM seçecektir. Türkiye’nin huzura, barışa ihtiyacı var. Aklıselimle, ortak akılla hareket etmeliyiz. Sayın Sezer’i seçtiğimiz gibi, kime nasip olacaksa o şahıs etrafında birleşip yeni cumhurbaşkanını seçmemiz lazım.” dedi
MHP lideri yaklaşık bir saatlik konuşmasını “Ne mutlu Türküm diyene” sözleriyle noktaladı.duy bu sesi barzani,duy bu sesi ABD yolumuz açık olsun dedi.
|
Apo'yu Kimler İdamdan Kurtardı?
Tam Liste |
|
 |
TBMM zabıtlarından Meclis'teki 550 milletvekilinin Apo'nun asılması ile ilgili ne yönde oy kullandığını isim isim açıklıyoruz. Buyrun kim Apo'yu idamdan kurtarmış; Özellikle Tayyip Erdoğan okusun belki yalan söylerken yüzü kızarır... |
|
|
Apo'yu Kimler İdamdan Kurtardı ?
(TAM LISTE) Bilgilendirme amaçlıdır.
TBMM zabıtlarından Meclis'teki 550 milletvekilinin Öcal'ın asılması ile ilgili ne yönde oy kullandığını isim isim açıklıyoruz.
AKP'nin de TBMM'de 53 milletvekili ile yer aldığı, o zaman milletvekili olmayan Erdoğan'ın genel başkanları sıfatıyla misafir locasından izlediği AKP Grubu "EVET" oyu kullandı. Böylece 1 Ağustos 2002'deki olağanüstü toplantılarda idam cezası, yasalarımızdan çıkarıldı.
SADECE MHP grubu 117 milletvekili ile buna "RET" oyu verdi. Ancak diğer partiler ittifak yapıp idam cezasını kaldırarak Öcalan'ı da kurtardılar. MHP lideri Bahçeli'nin, "Gökkuşağı Koalisyonu" adını verdiği DSP, ANAP, DYP, SP, AKP ve YTP'li milletvekilleri, ittifak halinde idam cezasını kaldırdılar. O gün Apo asılmasın diyen AKP milletvekilleri dışında yine o gün Apo asılmasın diyen ama AKP'de olmayan birçok milletvekili de şu an AKP'nin milletvekili olarak TBMM'de bulunmaktadır.
Öcalan'ı kurtaranlar
Kanlı terör örgütü PKK'nın elebaşısı Abdullah Öcalan'ın idamıyla ilgili olarak TBMM'ye gelen dosyaya hangi milletvekilleri "ret" oyu vererek karşı çıktı, hangileri "kabul" oyu vererek Öcalan'ı idamdan kurtardı. Bunları, Meclis tutanaklarından alınan belgelerle yayınlıyoruz
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde MHP dışındaki tüm siyasi parti milletvekillerinden çoğu Bebek katili Öcalan'ı asılmaktan kurtaran yasaya kabul oyu verdiler. Demokratik bir Meclis'te yapılan oylama sonucunda da ret oylarının yetersiz kalması idam yasasının kaldırılmasına neden oldu. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, MHP'ye "Apo'yu asamadınız" suçlamalarına verilecek en güzel yanıt Meclis tutanaklarından alınan bu belgelerdir. O dönemde milletvekili olmayan Recep Tayyip Erdoğan, Meclis locasından AKP'li 53 milletvekiline talimat verip, kabul oyu kullandırarak Öcalan'ı asılmaktan kurtarmaya fiili olarak önayak oldu. Işte tarihi oylamada kullanılan oylar ve renkleri: |
- İdamın kaldırılması için "kabul" oyu kullanan DSP milletvekilleri
- Idamın kaldırılması için "kabul" oyu kullanan DYP milletvekilleri
- Idamın kaldırılması için "kabul" oyu kullanan (YTP) milletvekilleri
- Idamın kaldırılması için "kabul" oyu kullanan S P milletvekilleri
- İdamın kaldırılması için "kabul" oyu kullanan AKP milletvekilleri
- Idamın kaldırılması için "kabul" oyu kullanan Bağımsızlar
- İdamın kaldırılmasına "ret" oyu kullanan TEK parti olan MHP'NİN ONURLU ŞEREFLİ VATANSEVER milletvekilleri
tam listeye bu adresden ulaşabilirsiniz
ayrıca tbmmm sitesinden bulabilirsiniz
http://www.etikhaber.com/content/view/38161/77/
|
 |
Bugün, Star Gazetesi'nde bir belge yayınlandı. Sözde o belge Apo'yu idamdan kurtaran belge imiş. Belgede yazılı olanları okuyup da, bu kadar farklı anlamakta gazetecilik başarısından (!) başka bir kelime ile ifade edilemez. EtikHaber/ ÖZEL |
|
|
Star Gazetesi, bugünkü sayısında bir belge yayınladı. Bu belgeye bütün AKP yanlısı medya da "mal bulmuş mağribi gibi" anında yayınladılar.
Sözde bu belge Apo'nun idamdan kurtarıldığı belge imiş. İçinde yazılanların açık açık görüldüğü bir metinde bile bu kadar taraflı bir yorum ancak TMSF'nin elinde olmak suretiyle AKP'nin emrinde olan Star Gazetesi, Haber7, Haber10, İnternethaber, Zaman, Takvim, Yeni Şafak, Samanyolu ve bilumum cemaat ve AKP yanlısı medya tarafından yayınlanabilirdi.
PEKİ BU BELGE NEDİR?
Uydurma ve saptırma haberlere karşı EtikHaber olayın gerçek yüzünü açıklıyor.
12 Ocak 2000 tarihli, Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz tarafından gerçekleştirilen ve 7 saat 15 dakika süren görüşme sonucunda açıklanan karar metnidir.
Bu toplantıda Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz yaklaşık 7,5 saat boyunca idamın kalkması ve Türkiye'nin daha önceden yargı yetkisini kabul ettiği AİHM'in vereceği karara uyulması konusunda Devlet Bahçeli'yi ikna etmeye çalışmışlar ama başaramamışlardır.
Yapılan görüşme sonucunda şu karar metni çıkmıştır.
"Koalisyonu oluşturan DSP, MHP ve ANAP'ın genel başkanları, bugün (12 Ocak) Başbakanlık'ta yaptıkları toplantıda, AİHM'in teröristbaşı Abdullah Öcalan hakkındaki kesinleşmiş idam cezasının infazının bir süre ertelenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararını ayrıntıları ile değerlendirmişlerdir.
Bilindiği gibi Türkiye'nin de yargı yetkisini kabul etmiş olduğu AİHM'in Türk yargısınca verilmiş kararları değiştirmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir. Anayasamızdan ve uluslararası taahhütlerimizden kaynaklanan süreç tamamlandığında, dosya gereği için ivedilikle TBMM'ye gönderilecektir'
Genel Başkanlar, hukuka saygı içinde aldıkları bu kararın, terör örgütü ve yandaşı çevrelerce milleti ve devleti ile Türkiye'nin yüksek menfaatleri aleyhine kullanılmak istendiğinin değerlendirilmesi halinde, erteleme süreci kesilerek infaz sürecine derhal geçilmesi konusunda görüş birliğine varmışlardır."
BELGE NE ANLAMA GELİYOR
Yukarıdaki metni okurken, mutlaka hatırlanması gereken şu notu tekrar hatırlamak gerekmektedir: Bilindiği gibi yukarıdaki toplantıdan daha önce Türk yargısı Apo'yu yargılamış ve idam kararını vermişti.
Bu bilgiler ışığında yukarıdaki karar metnini tarafsız bir gözle okuduğumuzda şu sonuçlar çıkmaktadır.
Metnin ilk paragrafı toplantının düzenlenme amacını belirtmiştir. Toplantı sonucu ile alakası bulunmamaktadır.
Metnin ikinci paragrafında ise: AİHM'in Türk yargısının verdiği kararı değiştiremeyeceği özellikle belirtilmiş ve 57. Hükümet öncesi yapılan anlaşmalarla yargı yetkisi kabul edilen AİHM'in verdiği karar ne olursa olsun Türk Mahkemeleri tarafından verilen idam kararının ivedilikle meclise getirileceği söylenmektedir.
Son paragrafta ise, AİHM kararının beklendiği bu süreçte PKK'nın herhangi bir terör eyleminde bulunması halinde ise AİHM karar sürecide beklenmeden idamın meclise getirileceği belirtilmiştir.
DEVLET BAHÇELİ'NİN BAŞARISI
Görüldüğü gibi Apo'nun idam edilmesi konusunda kesin kararlı olan Devlet Bahçeli, her ne şart altında olursa olsun Apo'nun idam dosyasının TBMM'ye getirilmesini sağlamıştır.
APO'YU KİMLER İDAMDAN KURTARDI
Yukarıdaki süreç devam ederken 1 Ağustos 2002'deki olağanüstü toplantılarda idam cezası, yasalarımızdan çıkarıldı.
İdamın yasalarımızdan çıkarılmasında kimlerin hangi yönde oy kullandığını hatırlarsak şu sonuç ortaya çıkacaktır.
MHP: İdam Cezası uygulansın
AKP, DSP, ANAP, YTP, DYP, SP: İdam Cezası Uygulanmasın
Yukarıda da görüleceği MHP'nin idamın uygulanmasını sağlamak için verdiği mücadelede diğer bütün partilerin birleşimi ile idam cezası yasalarımızdan kaldırılmıştır. Hatta o günlerde MHP Lideri Devlet Bahçeli diğer partileri kastederek bu durumu şöyle değerlendirmişti: "Gökkuşağı Koalisyonu".
Sonuç olarak Apo'yu idamdan Gökkuşağı Koalisyonu kurtarmıştır. Kimdir bu Gökkuşağı Koalisyonu üyeleri tekrar hatırlayalım: AKP, YTP, DSP, ANAP, DYP, Saadet Partisi...
PEKİ STAR GAZETESİ NE YAPIYOR
Sizce, Star Gazetesi, Zaman, Vakit, Yeni Şafak, Samanyolu, Haber7, Haber10, internethaber gibi medya kuruluşları çok açık ve net şekilde yazılan bir metni okuyup anlamaktan bu kadar mı yoksun?
Bu medya kuruluşlarının okuyup anlamaktan değil ama "neden yoksun" olduklarını biz çok iyi biliyoruz...
Kendilerini sözde en iyi Müslüman olarak gösteren bu medya kuruluşlarına sormak isteriz: Yalan, iftira, ahlaksızlık, şahsiyetsizlik gibi davranışların İslam ahlakı içerisindeki yeri nedir?
Lütfen siz değerli okuyucularımızda bu durumu dikkate alın ve bu medya kuruluşlarına karşı gerekli tavrınızı koyunuz. | |
| Bahçeli: Haram lokmaların hesabını soracağız |
|
 |
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "22 Temmuz, Milliyetçi Hareket ile kucaklaşma günü olacak. O zaman AK Parti'den haram lokmaların hesabını bir bir soracağız, kaçış kurtuluş yok" dedi. |
|
|
| Devlet Bahçeli, Konya Hükümet Alanı'nda partisince düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, 1691 gün önce refah, huzur ve adalet vadederek ulusun oylarını alan AKP iktidarının sonuna gelindiğini ileri sürdü.
Konya Ovası'nın Türkiye'yi doyurduğunu, ancak Konya'nın da yoksullaştığını, kuraklığın etkisiyle ürün yetişmez olduğunu ifade eden Bahçeli, "Tarım Bakanı gözünüzün içine baka baka kuraklık olmadığını söylüyor. Hükümet tedbir almıyor. Toprak çatlıyor tedbir yok" diye konuştu.
Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir konuşmasında MHP için "bereketsiz" ifadesini kullandığını belirterek, şunları kaydetti:
"Bu zırvaların üzerinde durmaya bile değmez. Konyalı kimin bereketsiz olduğunu, tarlaların nasıl kuruduğunu biliyor. 4,5 yılda Konya Ovası perişan oldu. İşlerinizi kaybettiniz. Hükümette ise hiçbir tedbir ve çözüm yok. Konyalı perişan, Konyalı kaygılı, Konyalı çaresiz. Başbakan işe, (Millet yatıp kalkıp sizi mi besleyecek?) diyerek çiftçiye hakaretle başladı. Bakan da (Gözünüzü kara toprak doyursun) diyerek çiftçiyi ölüme terketti. Biz çiftçiye başbakanın vurdumduymaz tavrıyla bakamayız, zaten çiftçi yeterince mağdur oldu. Türk çiftçisi AK Parti döneminde 20 milyar dolar kaybetti. Milli servetten kaybolan paralar rantiyeciden, yabancı sıcak paradan ve dış borçtan karşılanıyor. Konya için tedbir alınmazsa, değerini kaybeder, çölleşir yaşanmaz hale gelir. Konya susuz, aç ve perişan kalmış, hükümetin umurunda değil. Ama çözüm onlar için kolay. İthal eder açığı kapatır. Tıpkı mısırda yaptığı gibi. Bakan çocukları, malı götürün. Unakıtan duysun bu sözü."
Bahçeli, mitinge gelen vatandaşlara, "Yandaşlarını, yakınlarını, çocuklarını servet sahibini yapan, Konyalı'ya 2 torba kömürü reva görenleri affedecek misiniz?" diyerek seslendi. Kalabalık ise 'Hayır" diyerek karşılık verdi.
Bahçeli, Erdoğan'ın "devletin uçağıyla, helikopteriyle, otobüsüyle, kimsesiz, işsiz, emekli, dul ve yetimin ev parasıyla gece gündüz yol alarak şehir şehir dolaştığını" öne sürerek, "Devletin kesesinden miting yapanlardan bir açıklama istiyorum. Başbakan, TOKİ mitinglerindeki gibi, devleti nasıl soyduğunu açıklasın" dedi.
Erdoğan'ın 14 Mart 2003'te başbakan olarak 59. hükümeti kurduğunu hatırlatan Bahçeli, şöyle konuştu:
"4 yıl 7 ay 18 gün geçti, yani 1691 gün. Başbakan, açıklamalarını kendi seçtiği basın mensuplarına havada yapıyor. Dolayısıyla hep hava hep hava. Hava konuşuyor bunlar. Başbakan göreve geldiği günden bu yana 143 defa yurtdışına çıkmış. Bu gezilerini eşiyle, dostuyla yapmış. Soruyorum bu gezilerinde ne kadar harcırah ve yolluk aldın? Niye bunları saklıyorsun? Yurtdışına gittin de ne oldu? Kıbrıs'ı mı, Kerkük'ü mü kurtardın?"
PETKİM'in satışı
Bahçeli, hafta içinde ihalesi yapılan PETKİM satışının da aceleye getirildiğini öne sürerek, "Bu ahlaki midir? 15 gün sonra seçim var. Giderayak kapkaç yapıp PETKİM'i kime peşkeş çekiyorsun? Ermeni diasporasının finansman babası olan birisinin arkasında olduğu söyleniyor. AB üyesi ülkelerde (Ermeni soykırımı yaptınız) diye suçlayanlara nasıl olur da PETKİM'i peşkeş çekersin, 15 gün kala kapkaççılık yapıyorsun" diye konuştu.
İktidarın cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili ulusu aldatmaya çalıştığını savunan Bahçeli, hesaplarına geldiğinde Anayasa Mahkemesi kararına saygı duyduklarını, hesaplarına gelmediğinde de mahkeme üyelerini kötü olarak gördüklerini ileri sürdü.
Bahçeli, şöyle devam etti:
"Yesinler, 15 gün kaldı. Yiyiniz, içiniz, yağmalayınız, ne yaparsanız 15 gün kaldı. 22 Temmuz, Milliyetçi Hareket ile kucaklaşma günü olacak. O zaman AK Parti'den haram lokmaların hesabını bir bir soracağız, kaçış kurtuluş yok. İsterseniz AB'ye, isterseniz okyanus ötesine gidin. Nereye giderseniz gidin, sizi getirip birer birer hesap sormazsam namerdim. Ellerini çabuk tutsunlar. Çalabildikleri kadar çalsınlar, devletin imkanlarını kullansınlar, devletin uçaklarını, helikopterlerini doya doya kullansınlar, hepsinin hesabını soracağız."
Meydanda toplanan partililer sık sık, "Devletin başına devlet gelecek" biçiminde slogan attı. | |
|
Erdoğan'ın "Sayın Öcalan" Belgesi
/ SES KAYDI / |
|
|

| KAYITIN TAMAMINI İNDİRMEK İÇİN ASAĞIDAKİ BAĞLANTIYI TIKLAYIN:
| | |
 |
Başbakan Erdoğan'ın SBS radyosunda "Sayın Öcalan" diye hitap ettiği ve şehitlerimiz içinde kelleler dediği konuşma kaydını EtikHaber ele geçirdi. |
|
|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 14 Ocak 2000 yılında Avusturalya'nın SBS radyosunda yaptığı konuşma olay yarattı.
DTP'lilerin "Sayın Öcalan" sözünden dolayı ceza aldığı bir dönemde ortaya çıkan bu kayıt, Erdoğan'ı zor durumda bıraktı.
Erdoğan, SBS radyosunun Türkçe yayınına konuk olduğu programda 2 kez "Sayın Öcalan hitabını kullanıyor. İlk hitap, konuşmanın 12'inci dakikasında, ikincisi ise 21'inci dakikada yer alıyor.
Başbakan Erdoğan'ın şehitler için kullandığı "kelle" ifadesi ise konuşma kaydının 21'inci dakikasında bulunuyor.
Program "Neden geldim İstanbul'a" türküsü ile başlıyor. Daha sonra Erdoğan ile yapılan söyleşi yer alıyor. Erdoğan konuşmasında teröristbaşı Apo'ya Sayın dedikten sonra şehit düşen askerlerimiz için de kelle diyor.
Erdoğan'ın, orjinali 25 dakika olan SBS'deki konuşmasının ilgili bölümleri EtikHaber olarak düzenlenerek sizlere sunulmaktadır. Aşağıdaki kaydın 2,08 ve 6,27'inci dakikalarında Erdoğan'ın ağzından "Sayın Öcalan" ifadesi çıkmaktadır. Ayrıca Erdoğan, 6,28'de şehitlerimiz için "kelleler" ifadesini kullanmaktadır. | |
Kerkük'ün nüfus kayıtlarında değişiklik
|
Irak İçişleri Bakanlığı’nın, Saddam döneminde göç eden Kürt, Türkmen ve Hıristiyanların nüfus kütüklerinin Kerkük’e, bu bölgeye gelen Arapların nüfus kütüklerinin de eski yerlerine naklini öngören kararı onayladığı bildirildi. Irak Kürdistan Yurtsever Birliği’nin internet sitesine göre, Irak İçişleri Bakanlığı’nın söz konusu kararı 7 Temmuz’dan itibaren uygulamaya konulacak. Irak 140’ncı Maddeyi Uygulama Yüksek Komisyonu Kerkük Ofisi Başkanı Kakereş Sıdik, Irak İçişleri Bakanlığı’nın söz konusu kararı 5 Temmuz’da kendilerine duyurduğunu söyledi. Sıdik, Irak İçişleri Bakanı’nın yeni kararla, 12 Mart’ta aldığı, nüfus kütüklerinin başka bir kente naklini engelleyen ve bir yıllık süreyle askıya aldığı kararın da iptal edildiğini ifade etti. Kakereş Sıdik, söz konusu kararın, Aralık ayında yapılması planlanan Kerkük referandumu önündeki engellerden birinin ortadan kaldırdığını savundu. Geçen hafta da Irak Bakanlar Kurulu'nun kararı üzerine Irak İçişleri Bakanlığı’nın, Kerkük Nüfus dairesine resmi bir yazı göndererek, nüfus kütükleri nakil işlemlerinin başlatılması talimatını verdiği bildirildi. (ANKA) |
Türk askerinin kafasına işte bu çuvalı geçirdiler! |
 |
İngiliz Michael Todd, kitabında yer vermediği sarsıcı gerçekleri VATAN’a anlattı:
Gözaltındayken Ebu Garip’teki işkencelerin benzerlerini yaptılar. Bu çuvalı bir Türk askerinin kafasından çıkarıp yere attılar. Ben gizlice alıp cebime koydum.
Sevdiği kadını ve kızını bulmak için Irak’a giden Michael Todd, Süleymaniye’de Amerikan askerlerinin Türk Özel Kuvvetleri’ne yönelik baskını sırasında tesadüfen yoldan geçerken apar topar gözaltına alındı ve içinde başlarına çuval geçirilmiş insanların bulunduğu bir kamyona bindirildi. İşte Todd, ilk kez Türk askerleriyle o kamyonda karşılaştı. Amerikalı askerlere İngiliz vatandaşı olduğunu anlatmaya çalıştı ama aldırış eden olmadı. Amerikalılar Türk Kuvvetleri’nin komutanı zannedip, diğer 11 Türk askeri gibi Todd’un da başına çuval geçirdi. Kader birliği yaptığı Türk askerleri ile 60 saatini geçiren Todd, “cehennem” olarak nitelendirdiği o günleri “Çuval” adlı kitabında anlattı. Ancak o cehennemin içindeki bazı olayları kitabında anlatmaya dili varmadı. Todd, kitabında yazamadığı gerçekleri VATAN’a anlattı:
Tecavüze uğradım
4 Temmuz 2003 gecesi neler oldu? Beni ayrı bir hücreye, Türk askerlerini ise başka bir hücreye koymuşlardı. 4 Temmuz gecesi, parti vardı. Amerikan askerleri içip, uyuşturucu almışlardı. Hücreme aralarında kadınların da olduğu 3-4 asker geldi.
Ne yaptılar? Tahmin edebilirsiniz. Amerikalı askerler, Irak’taki Ebu Garip Hapishanesi’ndeki Iraklılara ne yaptıysalar işte orada da aynı şeyleri yaptılar. Olanları daha fazla anlatamam. Bütün bunları anlatmak beni üzüyor.
Size tecavüz mü ettiler? Evet. O gece yaşananlar yüzünden 3.5 yıl psikolojik tedavi gördüm. Cehennemde yaşadım.
Anlatsam savaş çıkar
Kitabınızda tüm gerçekleri anlatmanız gerekmez miydi? Türkiye ve Amerika arasında savaş başlatmak istemiyorum. Bu kitap sadece bir başlangıç. Eğer orada yaşananları anlatırsam savaş çıkar.
Türk askerleriyle kaç saat bir arada kaldınız? 60 saat beraberdik. Birlikte cehennemi paylaştık. Komutan Aydın benim kardeşim. Sürekli benimle konuşuyordu. Beni kendi askerlerinden biri gibi görüyor ve ilgileniyordu. Bana ekmek ve su verip vermediklerini soruyordu. Bana Türkçe öğrettiler. Çok sıcak, merhaba, nasılsın gibi şeyleri öğrendim. Cehennemdeydik ama sürekli konuşup moralimizi yüksek tutmaya çalışıyorduk.
Türkler’den ne zaman ayrıldınız? Kerkük’ten Bağdat hapishanesine helikopterler götürdüler. Orada sorun yaşamadık. Asıl problem Kuzey Irak’taydı. 7 Temmuz sabahı saat 5 gibi ayrıldılar. Ama ben onları göremedim. Çünkü o gece hiç uyumamıştım. Onlara güle güle diyemedim. Onlarla gidebileceğimi düşünmüştüm ama beni bırakmadılar. Hücremde yalnız kalmıştım. Çok korkmuştum.
BEYAZI DA BENİM KAFAMA GEÇİRDİLER
Kendi kafasına geçirilen beyaz çuvalı da saklayan Michael Todd, “Türk askerleriyle bilikte gözaltında geçirdiğimiz 60 saat cehennem gibiydi” diyor.
Hayatım yarım kaldı, küçük kızımı bulmak istiyorum
Neden gitmiştiniz Irak’a? Kız arkadaşım Iraklıydı. İngiltere’de üniversitede öğrenciydi. Evlilik dışı bir ilişki yaşadık. Çocuğumuz oldu ve okulu bitince o Irak’a dönmek zorunda kaldı. Onu ve kızımı bulmak için gittim Irak’a. Kız arkadaşım, Saddam’ın akrabalarındandı. Ablası İngiltere’de bana “Eğer Irak’a gidersen seni öldürürler” dedi. Kız arkadaşım belki de hayatta bile değil. Bilmiyorum. Ama o ve kızım olmadığı için hayatım eksik kaldı. Bunu tamamlamak istiyorum. Küçük kızımı bulmak istiyorum.
Kızınız kaç yaşında? Adı ne? Şu anda 6 yaşında. Adı Sacide. Bu ay doğum günü var. Kız arkadaşımın adı da Abla Hüseyin.
Bu kanıtları dünya nasıl acı çektiğimi görsün diye sakladım
Todd, serbest kaldıktan sonra 3.5 yıl boyunca Kerkük’teki olaylara ilişkin ne kadar fotoğraf, eşya ve evrak varsa toplayabildiği kadar kanıt toplamış. Yanındaki çantadan çuval, plastik kelepçe ve kanlı tişörtünü çıkarıp gösterdi. “Bütün bu kanıtları sakladım ki dünya nasıl acı çektiğimi görsün istedim. Türk askerleri de masumdu, orada hiç kimseyi öldürmeyeceklerdi. Kelepçede de kan lekeleri hala duruyordu. Ve bir de elinde kelepçenin açtığı yara izi... | |
Yorum (2)
« Önceki :: Sonraki »